top of page
  • Yazarın fotoğrafıKıvanç Koca

Bildik Bir Hikaye: Şehirde Kimse Yokken

“Rukiye, Anadolu’nun kırsalından kopup yolu İstanbul’a düşmüş bir kadındır. Öylesine bir kaostan kaçmıştır ki çareyi bir erkek berberine sığınmakta bulur.”


Ve asıl hikaye başlar…


Hemen her gün her yerde gördüğümüz, televizyonlarda izlediğimiz iç acıtan ama sıradanlaşmış “baskı gören kadın” hikayesinin 2 farklı öykünün iç içe geçmiş halde anlatıldığı oldukça akıcı tek perdelik oyun “Şehirde Kimse Yokken” Zorlu PSM’de sahnelenmeye başlandı.


Kadın, erkek, cinsiyet, bakış açıları, işine geleni kabullenme, işine gelmeyeni yok sayma, özgürlük, aşk, nefret, ahlak, elalemin ne dediğinin önemi gibi pek çok farklı görünen ama birbiri ile iç içe geçmiş kavramın anlatıldığı oyunun yazarı yıllardır pek çok oyunu sahneye konarak ödül üstüne ödüller almış Ahmet Sami Özbudak. (Yıllar önce Şehir Tiyatrolarında izlediğim Hayal-i Temsil isimli bol ödüllü oyunu hala aklımda.)


Oyunda bir hikaye anlatıcısının dilinden dinlediğimiz uzun bir hikaye ile günümüzde geçen 2. hikaye harmanlanıyor. Her ne kadar birbirinden bağımsızmış gibi görünse de oyun boyunca diyorsunuz ki zaman, mekan değişse de insan hala aynı insan. Ne yaparsan yap birileri bir yerlerde aynı acıyı, aynı saçmalıkları, aynı “daraltılmış dünyada” yaşıyor. İşte tüm bunları oldukça usta bir akış ile sahneye koyan Lerzan Pamir’e (rejisine ayrı bir hayranlığım olduğu doğrudur.) bol alkış, bol “eline sağlık” demek istiyorum. Daha önce Yoldan Çıkan Oyun ve Bir Banka Soygunu Komedisi oyunlarını izlediğim Pamir’in tek tip oyun yöneten biri olmadığını da görmem için oldukça güzel bir fırsat oldu bu oyun. (Lerzan Pamir’in yönettiği daha pek çok oyun var sahnede olan veya sona eren. Şehir Tiyatrolarında Kısraklı Kadın’ı bu yıl izleyemedim ya, yanarım yanarım ona yanarım.)


Yazarı ve yönetmeni bu kadar iyi iş çıkarmışken insan ister istemez oyunculardan da belirli bir çizginin üzerinde oyunculuklar bekliyor. Bu kapsamda halk arasında “Kiralık Aşk” oyuncusu olarak akıllarda yer etmiş Elçin Sangu’nun sağlam metne sahip bir tiyatro oyununda iyi bir oyunculuk çıkardığını görmek çok güzel. Üstelik oldukça ağır bir dram olmasına rağmen hiç “sırıtmadan” oynamasını ayrıca alkışlamak gerek.


Ali Seçkiner Alıcı’nın berber rolünü üzerine resmen giymesi, Kerem Arslanoğlu’nun zirzop Ali tripleri ile oyunu gayet yerinde ve zamanında hareketlendirmesi, Ersin Arıcı’nın içi “boş” dışı “ağır” abi tavırları ile oyun akıp gidiyor. Oyunda aralarda girip hikayesini anlatan “Semah” karakterine hayat veren Elif Ürse durmadan anlatsın, hikayeyi hiç bitirmesin istiyorsunuz. Uzun zamandır bu kadar keyifle hikaye dinlememiştim diyebilirim. (Farklı oyunlarını da kovalayacağım bundan sonra.)


Şehirde Kimse Yokken, “21. Yüzyıldayız hala bunları mı konuşuyoruz?” klişesi içinde “Ne yazık ki bunları konuşuyoruz ama sonra da arkamızı dönüp bunlar yokmuş gibi davranıyoruz.” dedirten çok bildik ama sarsıcı bir hikaye.


Kaçırmayın, izleyin derim.


Keyifli günler.


Kıvanç Koca

254 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

תגובות


bottom of page