top of page
  • Yazarın fotoğrafıKıvanç Koca

Hala Orada Çalıştığını Bilmiyordum!

Güncelleme tarihi: 6 Şub 2022

Hayali sevdiği işi yapmak olan bir adam: Sam.


Konservatuardan yeni mezun olup oyunculuk seçmelerine katılan ancak bir türlü olumlu bir yanıt alamayan Sam, hayatta kendini çevresine “para” ile ispat etmeye çalışan bir grup insanın rezervasyon yaptırmak için resmen yirmi beş takla attığı bir restoranın rezervasyon servisinde 3 kişinin yerine bakıyor. Peki bu iş onun bir şekilde mutlu sona erişmesine katkı sağlayacak mı?


Belki…


Bu sorunun cevabını geçtiğimiz günlerde Mecidiyeköy Torun Center Devlet Tiyatrosu Stüdyo Sahnede izlediğim keyifli oyunda aradık bir grup insanla beraber.

Düşünsenize; çok sevdiğiniz mesleğinizi yapabilmek için hayata bir yerinden tutunmaya çalışıp diğer yandan ailenize muhtaç olmamak ve bir şekilde nefes almaya devam edebilmek adına karmakarışık, yeraltı ofisine benzer bir alanda telefonlara bakıp çıldırma noktasına geliyorsunuz. Neden? Bir umut var sonuçta: Hayallere dair, hayata dair, ailene kendini ispat etmeye dair, çevrene bir şeyleri gösterebilmeye dair bir umut…


Aslında ilginç olan şu: Sam bunu başaramayacak bir karakter değil. Sadece "etikete önem vermeyen", neredeyse hiçbir şeye hayır demeyen ve insanların “Kimse yapmazsa Sam yapar” kıvamında düşünmelerine sebep olabilecek bir karakter. Hal böyle olunca da Sam’in değeri diğerlerinin yanında epey düşük görünüyor. Görünüyor diyorum çünkü ünlülerin sesleri ile farklı karakterlere can verdiği müşteri tiplerinin kendinden emin tavırları, Sam’e söyledikleri, bazen de olmayan niteliklerine rağmen varmış gibi yansıtıp kendini dünyanın merkezinde görmeleri aradaki farkı anlamamıza fazlasıyla yardımcı oluyor.



Bir de işin içinde algı meselesi var. Hiç yerimiz yok demek yerine “Tamamen Doluyuz!” ifadesinin kullanılması gibi. Çünkü bu haliyle daha yoğun, hep tercih edilen bir yer algısı yaratılması muhtemel.


Oyunu en önde, Sam’in mimiklerine yansıya tüm duygu dönüşümlerini aşama aşama izlerken şunlar da geçti aklımdan: Çevremizde olan biten her şey, insanların tavırları, yaşadığımız olaylara verdiğimiz tepkiler, kişilere yüklediğimiz anlamlar, kendimizi sorumlu hissettiğimiz alanlar birer “algı ürünü” mü? Peki bizi sevenlerin veya sadece arkadaşımız, tanıdığımız olan kişilerin bile bizden beklediği, kendi kendimizden beklediklerimizden fazla olabilir mi bazen? Bir arkadaşının Sam’i arayıp “Hala orada çalıştığını bilmiyordum.” demesi Sam’in kurduğu hayallere ulaşması konusunda ondan daha inançlı olduğunun bir göstergesi midir yoksa bir “aşağıda görme” hali midir; orası muamma!


Tek perde, ortalama 80 dakika süren, eğlenceli bir İstanbul Devlet Tiyatrosu oyunu “Tamamen Doluyuz.” Üstelik Altan Erkekli, Yetkin Dikinciler, Enis Arıkan gibi oyuncuların sesleriyle hayat verdikleri müşteri karakterleri ile de oldukça keyifli bir akışı var oyunun. Tek başına ter döken ana karakter Sam'in yaratıcısı Efe Erkekli gayet başarılı bir performansa sahip.


Gidin, görün derim.

Bir de unutmadan eklemek isterim. Oyunun biletleri hızlı tükeniyor.

Yani "Tamamen Dolu!"


Kıvanç Koca


81 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page